23.01.2001
İbrahim Cici mafyanın önemli bir ismi; pek çok kanlı ve pis ilişki ağının içinde var oldu. Ölümünden önce yazdığı son mektupta ‘ünlü’ isimleri eroin kaçırmak, karapara aklamak ve hayali ihracat yapmakla suçluyor. İşte Cici’nin mektubu
Tuncay ÖZKAN
Mafyanın önemli adlarından İbrahim Cici öldü. Önemi bildiklerinden kaynaklanıyordu. İlişkilerinden kaynaklanıyordu. Suskunluğundan kaynaklanıyordu. Türkiye’de uyuşturucu kaçakçılığı, karapara, hayali ihracat ve cinayetler üzerine çok önemli bir sanık ve tanıktı Cici. Ama ne yazık ki konuşturulamadan Eskişehir Cezaevi’nde öldü… Merdivenden düştü… Ya da yüksek tansiyonuna yenildi… Ya da kalp krizi geçirdi… Ya da… Sonrası, soru işaretleriyle dolu senaryoların sayısını artırmaktan öteye gidecek şeyler değil.
Uyuşturucu bilmecesi
İbrahim Cici, öyle durup dururken değil, pek çok kanlı ve pis ilişki ağının tam ortasındayken var oldu. Onu var eden ilişkiler arasında siyasetten işadamlarına, güvenlik birimlerine kadar pek çok ad vardı. Uyuşturucunun kanlı bilmecesinin en önemli köşe taşları Kemal ve Cemal Sarıtaş’lar, Hüseyin Uzun, Bekir Kutmangil gibi mafyanın basına yönelen bildik adı ve daha niceleri. Bir kısmı kanlı oyunda öldü. Ama hâlâ yaşayan pek çok ‘anlı’ ve ‘şanlı’ ad var. Cici, ölmeden önce benim
omuzlarımda ağır bir yük gibi durmakta olan bir mektupla bana başvurdu. İçindeki iddialar çok önemliydi. Araştırmalarım sürüyordu.
Ama o şimdi öldü. Keşke ölmeden önce araştırmalarımı bitirebilseydim. Cici’nin birkaç ay önce yolladığı mektup şöyle başlıyordu:
“Sayın Özkan, İş ilişkilerimden doğan birtakım olaylar neticesinde, yargılandım ve cezaya çarptırıldım. Soruşturma ve yargılama aşamalarında, yaşadığım
olaylarla ilgili iddialarım oldu. Ancak polis ve savcılık iddialarım yeteri kadar araştırılmadı, mahkemede de fazlaca ciddiye alınmadı. Aradan geçen beş seneye yakın bir zaman sonra, bazı şahıslar yakalandı ve ciddi sorgulamaları neticesinde yıllar önce söylediklerimin doğrulukları bir bir ortaya çıktı (Hüseyin Uzun ve Ayvaz Korkmaz’ın ifadeleri). Sizden ricam; İstanbul DGM Başsavcılığı’na yazdığım dilekçedeki gerçekleri kamuoyuna duyurmanızdır.”
İbrahim Cici ve içinde bulunduğu gruplarla ilgili en ağır yazıları ben yazdım. Bundan sonra da yazacağım. Ama şimdi Cici’nin mektubunda bana aktardıklarını sizlerle paylaşmanın daha doğru olduğuna inanıyorum. Bu konuda elde edebildiklerimi daha önce yazmıştım. İleride mesafeler aldıkça sizlerle paylaşmaya devam edeceğim. Cici bana yolladığı mektubunda özetle aynen şunları dile getiriyordu:
“Sayın Başsavcım, yargılandığım ve ceza aldığım dosya elinizde bulunmadığından dilekçemin bu bölümünde geçmişte yaşadıklarımı ve dava dosyamda bulunan bazı detaylara kısaca değinmek istiyorum:
Kutmangil’le ortaktım
1994 yılının ekim ayında Bakırköy’de Ayvaz Korkmaz isimli şahsın yazıhanesinde Ufuk Sessiz isimli kişi tarafından, arkamdan açılan ateş neticesinde silahla vuruldum. Yazıhaneye gitme sebebim; hisselerinin çoğu benim üzerime olan, Fetih İnşaat isimli şirketin ortaklarımla aramızdaki anlaşmazlığı çözmekti. Şöyle ki, yargılandığım davada maktûl olan Bekir Kutmangil ile yukarıda ismini zikrettiğim şirketi kurmuştuk. Şirkete direkt ortak olmayan Bekir Kutmangil kendi şirketlerinin genel müdürlüğünü yapan Özcan Kutlukan’ı benim şirketime ortak yapmıştı. Biz bu şirket üzerinden Bekir Kutmangil’in sahibi olduğu Kutes isimli döküm fabrikasının ürünlerini pazarlıyorduk. İşte bu şirket işlerinden doğan anlaşmazlıklarımız vardı ve ben şirket hisselerimi onlara vermek ve ortaklıktan ayrılmak istiyordum. Bu amaçla görüşmeler yapıyorduk. Bekir Kutmangil, Özcan Kutlukan ve Kemal Sarıtaş isimli şahısların daveti üzerine gittiğim yazıhanede vuruldum ve ölümcül şekilde yaralandım. Vurulmam üzerine Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi 1994/497 Esas ile dava açtı. Davada Ufuk Sessiz isimli tetikçi yargılandı. Mahkeme benim de ifademe başvurdu. Mahkemede niçin öldürülmek istendiğimi geniş bir biçimde anlattım. İfadelerim dosyada mevcuttur.
Kuteks ve Kutman Madencilik isimli şirketlerin sahibi olan Bekir Kutmangil ile geçmişe dayanan ortaklığım vardı. Ben Fetih isimli şirketim üzerinden Kutman Madencilik’ten kömür, Kuteks isimli şirketten de döküm mamulleri alarak pazarlıyordum. Bu çalışmalarım boyunca Kutmangil’in birçok kanunsuz mali işler yaptığına şahit olmuştum. Bu kanunsuzlukların başında karapara aklama ve hayali ihracat başta olmak üzere sahte fatura gibi yolsuzluklara geniş bir biçimde bulaşmıştı. Daha sonra uyuşturucu kaçakçılığı gibi bazı olaylardan dolayı isimleri kamuoyuna yansıyan Cemal ve Kemal Sarıtaş isimli iki kardeş ile de karapara aklama operasyonları yapılıyordu.
Polis müdürünü ‘bağladılar’
Ben Bekir’den ayrılmak istediğimi açık ettiğimde, Bekir Kutmangil ve avanesi bu isteğimden çok korktu. Benim onların pis işlerini açık edeceğimden çekinmeye başladı. Hatta, ben ayrılmak istediğimi beyan ettiğimde, o günlerde Bekir Kutmangil’in sahibi olduğu Yeni Günaydın Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmenliği’ni yapan gazeteci Behiç Kılıç’a seslenen Bekir Kutmangil, adı geçen gazeteciden benim öldürülmem için girişimlerde bulunmasını istemiştir ve aynı gazeteci yargılanma sürecimde, mahkeme huzurunda bu gerçeği dile getirmiştir. Bekir Kutmangil’i öldürmeye azmettirdiğim davada bu ifadeler mevcuttur.
Eroin satışından gelen karaparayı Bekir Kutmangil’in Kutman Madencilik isimli şirketi üzerinden aklayıp, (Aklama operasyonu, Kemal Sarıtaş’ın kardeşi Cenap Sarıtaş’ın sahibi olduğu bir şirkete kömür satılmış gibi gösteriliyor ve hayali faturalar kesiliyordu. Bu faturalar vasıtasıyla eroin tüccarı Sarıtaş kardeşler eroinden gelen paralarını aklıyorlardı.)
Sarıtaş kardeşler Bekir Kutmangil’den aldıkları emir üzerine, kendilerine korumalık ve tetikçilik yapan Ayvaz Korkmaz’a talimat vermişler ve beni iş görüşmesi için çağırdıkları yazıhanede vurdurmuşlardı. Olayın meydana geldiği Bakırköy semtinin emniyetini de o sıralar Bakırköy İlçe Emniyet Müdürü
olan Yener Kur isimli polis müdürünü olayı kapatması ve basit bir olay haline getirmesi için, tabiri caizse ‘bağlamış’lardı.
(Ben bu mektup öncesinde de Yener Kur ile uzun uzun görüşmeler yaptım. Halen de görüşüyorum. Kanım pek çok konuda onun da ilahlara kurban olarak verildiği şeklinde. Yener Kur’dan dinlediklerimi ve araştırmalarımda elde ettiklerimi, Kur ile ilgili yazacağım yazılara saklıyorum. Çünkü Yener Kur benden nedenini bana açıkladığı birkaç haklı gerekçesi yüzünden aktardıklarını yazıya dökmememi istedi. Ben de bunu makul buldum. Ancak çok yakın bir zamanda Kur ile ilgili pek çok gerçeği yazma olanağına kavuşacağım. Kur’un anlattıklarını da dinleyince karşımıza daha farklı bir tablo çıkacak. Bu hususu dikkatinize sunmayı, Cici’nin mektubunu aynen yayımlamakla duyduğum sorumluluğa eş tutuyorum.)
Paranın üzerine yatmadım
Mahkeme aşamasında, beni vuranları azmettirenlerin Kemal Sarıtaş, Bekir Kutmangil’in Genel Müdürü Özcan Kutlukan olduklarını anlattım ve hepsinden şikâyetçi oldum. Sanıklar hakkında hiçbir işlem yapılmadı.
Olayın altyapısı iyi hazırlanmış olduğundan, mahkeme tetikçinin anlatımlarını ciddiye aldı. Ama yıllar sonra benim iddialarım doğrulandı. Mesela, tetikçilerin elebaşı Ayvaz Korkmaz poliste verdiği ifadede, beni kendisinin vurdurduğunu ve emri de Kemal Sarıtaş isimli şahıstan aldığını itiraf etti. Benim vurulmamı izah etmeye çalışan Ayvaz Korkmaz, ‘Kemal Sarıtaş’ın bir TIR’da eroini yakalanmıştı ve jandarmada bekletiliyordu. Eroinin aramada ele geçmemesi için Kemal Sarıtaş rüşvet vermesi amacıyla İbrahim Cici’ye 400 bin mark para vermişti. İbrahim Cici bu paranın üzerine yatmıştı, biz bunun üzerine Cici’yi öldürmeye karar verdik’ demiştir. Beni vurduranlar suçlarına bir kılıf arama sevdasıyla kendilerine bir sebep bulmaya çalışmışlardır. Onların pis işleriyle bir alakam olmadı.
Şirketlerimi ele geçirdiler
Adli makamlar nezdinde ciddi bir sonuç elde edemedim. Bunun üzerine, Fransa’ya gittim. Çete mensupları peşimi bırakmadı. Bekir Kutmangil’in genel müdürü ve Fetih İnşaat isimli şirketimde ortağım görünen Özcan Kutlukan’ın azmettirmeleri üzerine, yine Kemal Sarıtaş ve Ayvaz Korkmaz’ın adamları şirketlerimi basmaya çalışanlarımı döverek tehdit etmeye başladı. Fetih İnşaat’ın evraklarına el koymak suretiyle şirketi ele geçirmeye çabaladı. Şirketin bütün mal varlığında kanunsuz bir biçimde üzerlerine geçirdiler. Mis Süt isimli şirketin bayiliğini yaptığım Okmeydanı’ndaki işyerimi de basarak tehdit ederek darp ettiler.
Olaylar bu minval üzere seyredince, Fransa’dan döndüm ve şirketlerimdeki haklarımı korumak için mücadeleye başladım. Bu sırada Bekir Kutmangil öldürüldü. İşin ilginç yanı Bekir Kutmangil’i vuranlar benim yanımda çalışan iki kişiydi. İşyerimin basılması sırasında Kutmangil’in adamları tarafından darp edilen ve bana yapılan haksızlıkları bilen bu şahıslar, olay günü Mis Süt bayiliğinden doğan alacaklarımızı tahsil etmek amacıyla gittikleri bölgede Kutmangil’i görünce, ateş etmek suretiyle Kutmangil’i öldürdüler. Benim, Kutmangil’in öldürülmesinin görüldüğü dava süresince anlattığım gibi, Bekir Kutmangil’in öldürülmesi hadisesinde direkt bir katkım olmadı. Aksine ben, Kutmangil öldürüldükten sonra büyük ticari kayıplara uğradım. Çünkü geçmişte yaşananları bilen polis beni azmettirici olarak gördü ve davaya da öylece raptetti.
Sayın Başsavcım, bu dilekçeyi kaleme almamın iki sebebi var. Bunlardan birincisi, vurulma olayımla ilgilidir. Olay, tamamen Bekir Kutmangil’in azmettirmesi üzerine Ayvaz Korkmaz ve Kemal Sarıtaş’ın planladıkları hadisedir. Kemal Sarıtaş’ın ortağı olan ve emniyetteki sorgusu sonrasında kendini asarak intihar
eden Hüseyin Uzun isimli şahısta emniyetteki ifadelerinde bu gerçekleri söylemiştir. Ayvaz Korkmaz da ifadelerinde olayın gerçeklerini anlatmıştır ve bu ifadeleri basına yansımıştır.
İkinci olarak ise, Kutmangil’in öldürülmesi olayının da ortaya çıkanlar ışığında yeniden ele alınması ve araştırılması gerekmektedir.
Makamınızdan bütün bu olayların araştırılması için gerekli emri vermenizi isterken, aşağıda maddeler halinde sıralayacağım bilgilere itibar etmenizi, özellikle rica etmekteyim.
1- Bekir Kutmangil’in genel müdürü ve onun adına benimle iş ortaklığı yapan Özcan Kutlukan, bütün mahkemeler boyunca ısrarlarıma rağmen, hiçbir hukuki makam tarafından sorgulanmamış, ifadelerine başvurulmamıştır. Kemal Sarıtaş ile yapılan para aklama operasyonlarında geniş bilgi birikimine sahiptir. Ayrıca benim vurulmamdan da haberdardır.
Bekir Kutmangil’in genel müdürlüğünü yıllarca yapmış olan Özcan Kutlukan, Kutmangil’in arsa yağmalaması ve zorla köylülerden gasp edilen kömür yataklarının ele geçirilmesi olaylarını da detaylı olarak bilmektedir. Daha da önemlisi, gerek ölen Bekir Kutmangil, gerekse Özcan Kutlukan İstanbul Şehremini semtinde ikamet eden ve ismini Şaban Hoca diye bildiğim, bir tarikat şeyhine bağlı çalışıyorlardı. O adamdan aldıkları talimatlar çerçevesinde hareket ediyorlardı. Kutmangil Şaban Hoca’nın isteği üzerine Yeni Günaydın Gazetesi’ni almıştı. Hoca ne buyurursa onu manşete taşıyorlardı. Tarikat etrafında dönen dolapları da en iyi bilen yine Özcan Kutlukan’dır.
Kutmangil milyonlarca dolar hayali ihracat yapıyordu. Yalnızca bir aylığı 6 milyon doları bulan hayali ihracatları gerçekleştiren şahıs Kutlukan’dır. Şirketlerin yetki belgesine sahip olan Kutlukan, paravan olarak kurdurduğu şirketler vasıtasıyla hurda demirleri yurtdışına gönderiyor ve oralardan kömür ithal ediyordu. Paravan olarak kurulan şirketlerin birinin başında da Mehmet Akarçeşme isimli bir şahıs bulunuyordu. Akarçeşme daha sonra öldürtüldü, vuranlar da yakalanmadı. O meselede de bir polis şefi vuranları korumuş ve
olayın ortaya çıkmasını engellemiştir.
2- Vurulmamla ilgili Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan dava ayrıntılı ifadelerimin makamınız tarafından incelenmesini arz etmekteyim (1994/497 esas sayılı dosya).
3- Yine, Bekir Kutmangil’in bazı işlerini takip eden ve Kemal Sarıtaş ile de bağlantılı olduğunu bildiğim İsmail Hakkı Cerrahoğlu’nun ifadelerine başvurulmasını istemekteyim. (İsmail Hakkı Cerrahoğlu halen MHP Milletvekili olarak TBMM’de görev yapmaktadır.) Cerrahoğlu, bütün bu olaylar meydana geldiğinde, Bekir Kutmangil’in sahibi olduğu Yeni Günaydın Gazetesi’nin yurtdışı temsilciliği görevini yürütüyordu. Cerrahoğlu da onların işlerinden rahatsızlık duymuş ve rahatsızlıklarının bir kısmını bana anlatmıştı.
4- Bekir Kutmangil’e ait olan gazete de istihbarat müdürlüğü yapan Haldun Tekinalp’te Kutmangil ve Sarıtaş arasında geçen birçok olaya şahit olanlardandır.
5- Ayrıca, vurulmam hadisesinin sonrasında olayları örtbas etmekle görevini yapmayan, Bakırköy Emniyet Müdürü Yener Kur’un da ifadelerine başvurulması istemekteyim. Ben Bekir Kutmangil, Kemal Sarıtaş, Mehmet Akarçeşme, hayali ihracatçı ve Bekir Kutmangil’e gazetede danışmanlık yapan Bora Kıral, Özcan Kutlukan’ın birlikte gerçekleştirdikleri hayali ihracatın delili olarak, Bora Kıral’ın görüntüleri olan bir video kasetinin yerini Yener Kur’a ihbar ettim. Bunun üzerine Kur (Dosyada detaylar mevcut) bir ekip göndererek bahse konu olan video kaseti aldırdı. Ancak ne hikmetse, polis tarafından sonra açıklandığı
üzere kaset silik çıktı. Bu hususun da Yener Kur’dan sorulmasını arz etmekteyim.
6- Ayvaz Korkmaz isimli çete reisi, basına yansıdığı şekliyle, benim yaralanmam için birçok faaliyet göstermiştir. Tetikçi bulan ve Kutman’dan, Kemal Sarıtaş’tan emir alarak vurulmamı tezgâhlayan Korkmaz’dır.
7- Fetih İnşaat isimli şirkette Bekir Kutmangil adına benimle ortaklık yapan, olayların içinde yer alan, ayrıca adı geçen şirketimi yağmalayan Özcan Kutlukan’dan da şikâyetçiyim. Saygılarımla.
İbrahim Cici/Özel Tip Cezaevi Eskişehir”