10 Ekim 2001
Bu savaş Türkiye’nin savaşı mıdır? Hayır. Savaşa neden olan konu; terörizm, Türkiye dahil bütün insanlığın sorunudur. Ama bu savaş Türkiye’nin savaşı değildir. Bu savaş terörizm ile yapılmamaktadır. Amerika ve Batılı ortaklarının yani kapitalizmin yeni paylaşım savaşı yaşadıklarımız. Bunu böyle görmez ve algılamazsak daha baştan kaybederiz.
Körfez Savaşı da aynı gerekçelerle çıkmıştı. Sonuçları açısından bizim dediğimiz bu savaştan ne elde ettik? Hiçbir şey. Neler kaybettik? Saymakla bitmez. Bu savaşın Türkiye’nin savaşı sayılması için sonunda ne elde edeceğimizin belirlenmesi gerekir.
Amerika diyor ki, bu savaş sonucunda Türkiye kendi coğrafyasında çok büyük avantajlar sağlayacak. Bunlar; 1- bölgede yeni düzen içinde etkin olacak, 2- dost ve kardeşi Afganistan’ın yeniden yapılanmasında rol oynayacak, 3- bölgedeki Kafkas Türkleri için moral değerler kazanacak.
Bunların hepsine savaşa hiç dahil olmadan da sahip olabilir. Amerika yine diyor ki: “Irak’ı vurayım, Kuzey kesiminde sen etkin ol, ama Irak’ın toprak bütünlüğü için girdiğin yerlerden sonra çık.”
Peki ama Irak’ı vurmasa Amerika, toprak bütünlüğü zaten yerli yerinde duruyor.
Bölgedeki Kürtleri Amerika ve Batı desteklemese onların da bir şey yapacağı yok zaten.
Türkiye’nin önüne konulan bu gerekçeler yaşadığımız yeni paylaşım savaşını Türkiye’nin savaşı yapacak şeyler değil.
Bunlar tıpkı Körfez Savaşı’nda olduğu gibi Türkiye’nin başına bela olacak şeyler. Bu savaşı Amerika bizim sınırlarımıza kadar taşıyacak ve savaşın zararlarını inanılmaz ölçüde hissedeceğiz.
Bu savaş Türkiye’nin ekonomisini, sosyal yaşamını, iç dengelerini, ordusunu, zora sokacak. Savaş sonrasında Türkiye ne kazanacağını bilmeden, ne alacağını ve ne vereceğini görmeden, sadece duygusal yorumlar ve Amerika’nın bastırmasıyla savaşa giremez ve bu savaş “bizim savaşımız” olamaz.
Türkiye Amerika ile masaya oturmalı ve ayrıntıları konuşmalıdır. Kuzey Irak ne olacak? Kerkük, Musul ve petrol alanları ne olacak? Türk ekonomisine hangi koşullarda, ne kadar katkıda bulunacaklar?
Afganistan ve diğer savaş bölgelerinde Türkiye kaç askeriyle yer alacak? Hangi cephelerde savaşa dahil olunacak?
Bunlar belirlenmeden Türkiye’yi savaşa sokmak en büyük hata olur.
Ankara yoğun bir biçimde savaşa nasıl dahil olacağını tartışıyor. Askeri birlikler gönderilecek mi yoksa savaşın lojistik destek gerektiren bölümlerine dahil olunarak mı olay geçiştirilecek? Amerika Türkiye’den aktif, etkin ve sıcak katılım bekliyor. Ancak bunların karşılığında ne kazanılacağının vaatlerini masaya koymuyor. Genelkurmay geçmiş tecrübelerden ve olayların gelişiminden sonuçlar çıkartarak soğukkanlı tutumunu sürdürüyor. Bu Türkiye için çok önemli bir kazanım. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, askerlerin bu konudaki soğukkanlılığı siviller için ders olmalı. Körfez Savaşı sırasında Turgut Özal’ın gözü kara tutumu sonuçları açısından Türkiye için felaketlere yol açtı. Hükümetin, TBMM’nin askerin sunacağı planları çok iyi değerlendirmesi Türkiye için önemli. Eğer Türkiye bu yeni paylaşım savaşında soğukkanlılığını yitirir, ne istediğini, ne elde edeceğini hesaplamadan boş vaatler ve hayaller peşinde çatışmalara girerse hiçbir şey kazanamayacağı gibi yeni yüzyılın büyük şanslarını da şimdiden kaybetmiş olacak.