<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Milliyet Archives - A.Tuncay Özkan</title>
	<atom:link href="http://tuncayozkan.com/category/kose-yazilari/milliyet/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://tuncayozkan.com/category/kose-yazilari/milliyet/</link>
	<description>Resmi web sitesi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 17 Jul 2018 19:23:52 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.4.2</generator>

<image>
	<url>http://tuncayozkan.com/wp-content/uploads/2018/06/cropped-logo-kirmizi-32x32.gif</url>
	<title>Milliyet Archives - A.Tuncay Özkan</title>
	<link>http://tuncayozkan.com/category/kose-yazilari/milliyet/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>HABER ATLATMAYSA VERİLİR</title>
		<link>http://tuncayozkan.com/haber-atlatmaysa-verilir/</link>
					<comments>http://tuncayozkan.com/haber-atlatmaysa-verilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdem Gül]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Jul 2018 09:17:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Milliyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://tuncayozkan.com/?p=1951</guid>

					<description><![CDATA[<p>The post <a href="http://tuncayozkan.com/haber-atlatmaysa-verilir/">HABER ATLATMAYSA VERİLİR</a> appeared first on <a href="http://tuncayozkan.com">A.Tuncay Özkan</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="et_pb_section et_pb_section_0 et_section_regular" >
				
				
				
				
					<div class="et_pb_row et_pb_row_0">
				<div class="et_pb_column et_pb_column_1_3 et_pb_column_0  et_pb_css_mix_blend_mode_passthrough">
				
				
				<div class="et_pb_module et_pb_image et_pb_image_0">
				
				
				<span class="et_pb_image_wrap "><img decoding="async" src="http://tuncayozkan.com/wp-content/uploads/2018/07/dffdv.jpg" alt="" title="" height="auto" width="auto" srcset="http://tuncayozkan.com/wp-content/uploads/2018/07/dffdv.jpg 400w, http://tuncayozkan.com/wp-content/uploads/2018/07/dffdv-300x188.jpg 300w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px" class="wp-image-824" /></span>
			</div>
			</div> <!-- .et_pb_column --><div class="et_pb_column et_pb_column_2_3 et_pb_column_1  et_pb_css_mix_blend_mode_passthrough et-last-child">
				
				
				<div class="et_pb_module et_pb_text et_pb_text_0  et_pb_text_align_left et_pb_bg_layout_light">
				
				
				<div class="et_pb_text_inner"><p>Anadolu Ajansı’nın Beyaz Enerji Operasyonu’yla ilgili mahkeme ifadelerini yayınlaması, medyada, &#8220;yargıdaki olayın haberi yapılır mı yapılmaz mı?&#8221; tartışması başlattı. İşte çeşitli görüşler&#8230; Anadolu Ajansı’nın, &#8220;Beyaz Enerji Operasyonu&#8221;yla ilgili mahkeme ifadelerini yayınlayarak hükümet ortaklarını kızdırmasının ardından medyada &#8220;yargıdaki bir olayın haber yapılıp yapılmaması&#8221; tartışmaya açıldı.</p>
<p>AA’nın haberi &#8220;atlatma haber&#8221; olarak mı yoksa başka bir düşünceye hizmet için mi verdiğinin üzerinde duran gazetecilerin görüşleri şöyle:</p>
<ul>
<li>Basın Konseyi Başkanı ve Hürriyet Gazetesi Başyazarı Oktay Ekşi: Basın Yasası, bu gizliliği dikkate alarak hazırlık soruşturmasıyla ilgili belgelerin bilgilerin, mahkemede aleniyete kavuşmasından önce yayınlanmasını yasaklar. Ancak, Türkiye’yi yönetenler zaman zaman fevkalade ahlaksızca metodlar uygulayarak bu belgeleri, bilgileri el altından basına iletirler veya iletilmesini sağlarlar. Bu onların işlerine geldiği zaman yaptıkları, tekrar ediyorum, ahlaksızca bir uygulamadır. İşlerine gelmediği zaman hazırlık soruşturmasının gizliliğini ön plana çıkatıp, başkalarından davacı olmak bence aynı derecede ahlaka aykırı bi uygulamadır. Maksatlı bir şey var mı yok mu bilmiyorum ama böyle bir uygulama nedeniyle AA’nın üstüne gitmeyi dürüstlüğe aykırı sayıyorum. Haber atlatma haberdir.</li>
<li>Kanal D Haber Genel Yayın Yönetmeni Tuncay Özkan: Ne gazeteler mahkeme salonları, ne de gazeteciler yargıç veya savcılardır. Gazetecinin kendini yargıç, savcı ya da mahkeme salonu yerine koyup bir şey yapması mümkün değil. AA’nın haberinde gördüğüm şey mahkemede hakimlik karşısında verilen ifadeler. Bu ifadeler verilmişse ve bu ifadelerde iddialar varsa bunu da savcılık açıklıyorsa elbetteki bu haber yapılmalıdır. Ancak bu ifadeler henüz soruşturulmakta olan doğruluğu saptanmamış ve bir siyası amaca yönelik kullanılabilecek ifadelerse ki artık bugün Beyaz Enerji Operasyonu yolsuzluk soruşturmasından başka boyutlara taşınmıştır. Burada beklenmesi gereken şey mahkemenin kararıdır. Önemli olan şey haberi önce vermektir ama doğru haberi vermektir. Eğer doğru değilse, bir başka amaca hizmet edecekse çok önemli bir tartışma yaşanır.</li>
<li>ATV Haber Dairesi Başkanı Ali Kırca: Hazırlık soruşturmasındaki bir ifade olduğu için kullanmadık. Bu bizim genel tavrımızın da bir sonucudur. Genelde özel durumlar olabilir, hazırlık soruşturması sırasındaki ifadelere fazlaca itibar etmiyoruz. Geçmişte kamuoyunda &#8220;Andıç&#8221; olarak bilinen ve Şemdin Sakık’ın meslektaşlarımızı suçlayan ifadelerini de yayınlamamıştık. Bu genel tavrımız bu konuda da geçerli ve devam ediyor.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p>22/01/2001</p>
<p>Milliyet Haber</p>
<p>OKTAY EKŞİ</p>
<p>TUNCAY ÖZKAN</p>
<p>ALİ KIRCA</p></div>
			</div> <!-- .et_pb_text -->
			</div> <!-- .et_pb_column -->
				
				
			</div> <!-- .et_pb_row -->
				
				
			</div> <!-- .et_pb_section -->
<p>The post <a href="http://tuncayozkan.com/haber-atlatmaysa-verilir/">HABER ATLATMAYSA VERİLİR</a> appeared first on <a href="http://tuncayozkan.com">A.Tuncay Özkan</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://tuncayozkan.com/haber-atlatmaysa-verilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Futbol topunun peşinde koştururken</title>
		<link>http://tuncayozkan.com/futbol-topunun-pesinde-kostururken/</link>
					<comments>http://tuncayozkan.com/futbol-topunun-pesinde-kostururken/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdem Gül]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Jul 2018 08:18:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Milliyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://tuncayozkan.com/?p=1539</guid>

					<description><![CDATA[<p>26 Haziran 2002 Toplum olarak her şeye ara verdik. Futbol topunun peşinde koşuyoruz. Portekiz ve İspanya’nın diktatör yöneticileri futbolun bu etkisini çok çok önceden keşfettikleri için, Amerika kıtasının diktatörleriyle birlikte yurttaşlarını top peşinde koşturup durmuşlar. İyi yönetim anlayışı. Bizde de istenmiş ama başarılamamış bir olgu, futbol başarısının arkasına saklanmak. Şimdi aynı durumdayız. Yöneticiler ekonomik bitişin, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="http://tuncayozkan.com/futbol-topunun-pesinde-kostururken/">Futbol topunun peşinde koştururken</a> appeared first on <a href="http://tuncayozkan.com">A.Tuncay Özkan</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>26 Haziran 2002</em><br />
Toplum olarak her şeye ara verdik. Futbol topunun peşinde koşuyoruz. Portekiz ve İspanya’nın diktatör yöneticileri futbolun bu etkisini çok çok önceden keşfettikleri için, Amerika kıtasının diktatörleriyle birlikte yurttaşlarını top peşinde koşturup durmuşlar. İyi yönetim anlayışı. Bizde de istenmiş ama başarılamamış bir olgu, futbol başarısının arkasına saklanmak. Şimdi aynı durumdayız. Yöneticiler ekonomik bitişin, sosyal tükenişin, bilimsel fiyaskonun üstünü futbol başarısının şalıyla örtme çabasında.<br />
Ben ise sokakların enerjisini, yurttaşların sevincini artık değiştirmek istediğimiz sistemi sarsmakta, yerinden kaldırmakta kullanabilir miyiz diye düşünüyorum. Örgütlü olamadığımız için enerjinin nasıl kanalize edileceği sorunu çıkıyor ortaya. Aslında sivil toplum örgütleri olması gereken futbol takımlarımız ve futbol yönetimimiz lümpen, sufli, mafya organizasyonlarının etki alanında olduğu için, dürüst unsurlar da sinmiş durumda.<br />
Tarihi maç<br />
Bugün futbol takımımız için tarihi bir maç oynanacak. Yeneceğimize inancım tam. Bunu futboldan anladığım için değil, sokaktaki sıradan bir yurttaş olarak öyle arzuladığım için yazıyorum. Sokakların sevincini görmek, çocukların gözlerindeki mutluluğu izlemek için bunu istiyorum. Türkiye’nin kazanma sonrasında o coşkuyla akışından duyduğum mutluluğu anlatamam. Kim anlatabilir ki? Bu tür başarılara susamış bir ülkenin insanlarını kim tutabilir ki?<br />
Umut arttıkça coşku da artıyor. Peki milli takım bugün yenilirse ne olur. Umarım böyle bir şey olmaz ama, yenilse de hiçbir şey değişmez bundan sonra. Bu klasmanda yer almak yeter. Kısa bir süre öncesine kadar hayal bile edilemeyen bir başarının sahipleri. Ama bu çaba burada yarım kalmamalı. Siyasetçisinden sivil toplum örgütlerine, sporcusundan aydınlarına kadar herkes üzerine düşeni yapmak için harekete geçmeli. Türk insanının başladığı içsel değişim çabası havada kalmamalı.<br />
Futbol değiştirebilir mi?<br />
Aslında sokaktaki insan çok net yol gösteriyor. Başarı takım oyunuyla geliyor. Bireyin önünün açılmasıyla geliyor. Başarıya hasret kitleler, başta siyasiler olmak üzere, tüm sivil toplum kuruluşlarından takım oyunu istiyor. Birbirinin kuyusunu kazan değil, daha iyiye ulaşmak için, toplumu karanlık ilişkilerden, yalandan, ekonomik tuzaklardan kurtarmak için mücadele eden bir takım istiyor. Bu takım farklı renklerden, düşüncelerden oluşmalı. Oluşmalı ki gelişim sağlansın. Ve bu renklerden birinin diğerini yok etmesine izin verilmemeli. Futbol bunu sağlayamaz elbette. Hele bizdeki rezilliğiyle asla.Ama sokaklarda yaratılan enerji bunu sağlayamaz mı?<br />
Milli takımda namaz konusunda eleştirdiğimiz aşırılık ve kamplaşma, bu düşünceden hareketle kaleme alındı. Kimsenin kimseye dayatma ve baskısı olmasın diye yazıldı. Takım ruhu ve bireysel başarı öne çıksın diye yazdım onları. Yoksa Brüksel’den uzaktan kumandalı lahana kalemler bunu ellerine alıp halt karıştırsınlar, hatta kendi ifadeleriyle aynen tekrarlıyorum &#8220;bok yesinler&#8221; diye değil. Aymazlıklarına kılavuz olmak niyetim yok bu kafaların. Ama benim ve diğer eleştirilerin yerini bulduğunu görüyorum. Çünkü önemli olan yapıcı olmak.<br />
Bugün ne olursa olsun, futbolda başarabilmenin mutluluğunu yaşayacağız. Yarın başka alanlarda, örgütlendikten sonra neden olmasın?<br />
tuncayozkan@tuncayozkan.com</p>
<p>The post <a href="http://tuncayozkan.com/futbol-topunun-pesinde-kostururken/">Futbol topunun peşinde koştururken</a> appeared first on <a href="http://tuncayozkan.com">A.Tuncay Özkan</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://tuncayozkan.com/futbol-topunun-pesinde-kostururken/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’nin geleceği</title>
		<link>http://tuncayozkan.com/turkiyenin-gelecegi/</link>
					<comments>http://tuncayozkan.com/turkiyenin-gelecegi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdem Gül]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Jul 2018 08:18:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Milliyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://tuncayozkan.com/?p=1537</guid>

					<description><![CDATA[<p>25 Haziran 2002 &#8220;Dostlarınıza adil olun, halka yasaları uygularsınız&#8221; anlayışı Türkiye’nin yönetsel durumunun bir özeti. Çünkü hukukun üstünlüğü, eşitlik, insan haklarına ve onuruna saygı konusunda çok büyük yol kat etmemiz gerekiyor. Zor mu? Asla değil. Sadece Türkiye’de her şeyi kendine yontan, payına razı olmayan kanımızı emen ve bu düzeni ayakta tutan oligarşiyi yıkmak gerekiyor. Sadece [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="http://tuncayozkan.com/turkiyenin-gelecegi/">Türkiye’nin geleceği</a> appeared first on <a href="http://tuncayozkan.com">A.Tuncay Özkan</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>25 Haziran 2002</em><br />
&#8220;Dostlarınıza adil olun, halka yasaları uygularsınız&#8221; anlayışı Türkiye’nin yönetsel durumunun bir özeti. Çünkü hukukun üstünlüğü, eşitlik, insan haklarına ve onuruna saygı konusunda çok büyük yol kat etmemiz gerekiyor. Zor mu? Asla değil. Sadece Türkiye’de her şeyi kendine yontan, payına razı olmayan kanımızı emen ve bu düzeni ayakta tutan oligarşiyi yıkmak gerekiyor. Sadece dostlara değil, halka karşı da adil olmak gerek. Hukuku üstün kılmak gerek.<br />
Türkiye’de oligarşinin yıkılmazlığını sağlayan başlıca mekanizma siyaset kurumu. Onlar değiştirme ve dönüştürme işini başkalarına havale etmeyip, el ele tutuştukları bürokrasiyi ve işadamı zincirini kırabilseler, dönüşümün dinamosu olacaklar. Türkiye’yi yeniden yaratacaklar. Ama onların da değişime ihtiyaçları var. Nasıl ve neden mi?<br />
Örgütlü toplum<br />
Ankara’da siyaset ve siyasetçiyi toplumsal dönüşümü gerçekleştirmekten alıkoyan şey örgütsüzlük. Türkiye’de, AB’ye girme noktasında bunca ısrarın arkasında yatan şey dönüşüm için gerekli olacak örgütlü toplumu yaratma isteğidir. AB normları toplumu yeniden inşa edecek. Sendikalar, işveren örgütleri, dernekler, vakıflar, meslek kuruluşları çeşitlenecek, güçlenecek. Bu da dönüşüm için gerekli olan enerjiyi ateşleyecek. Sivil toplum kuruluşlarının yönetime katılması demek halkın denetleme ve değiştirme isteklerinin siyasete yansıması demektir. Bu da Türkiye’nin kilitlenen, köhneleşen siyaset anlayışının toptan ortadan kalması anlamına gelir.<br />
İtalyan TV3’ün yorumcusu Türkiye &#8211; Senegal maçından sonra, &#8220;Demokratik Senegal kaybetti, insan haklarına önem vermeyen, anti demokratik Türkiye tur atladı&#8221; demiş. Bu düşünce her zaman dillendirilmese de, Avrupa ve Amerika’da hatırı sayılır büyüklükteki halk kitlelerinin kabul ettiği bir gerçek. Bununla mücadele etmenin sadece &#8220;bunlar taraflı, haksız, yalancı&#8221; demekle olamayacağını artık anlamalıyız.<br />
Türkiye başta idam olmak üzere, toplumsal dönüşümünün önündeki en büyük engeli oluşturan 12 Eylül Anayasası ve yasal düzenlemelerini ortadan kaldırmalıdır. Demokrasi ve özgürlük olmadan, sivil toplum örgütleri olmadan, bilgiyi halka taşıyacak sağlıklı iletişim organları olmadan siyasal dönüşümünü gerçekleştiremeyeceğimiz ortada. Bunları sağlamadan ekonomik kalkınmanın da olamayacağı ortada.<br />
Peki aklın yolu bunu gösteriyorsa neden sorun var? Çünkü Türkiye’nin bölgesel konumu, AB ve Amerika’nın çıkarları ile Türkiye’nin çıkarlarının zaman zaman güvensizlikler nedeniyle ayrışması sorunlara yol açıyor. Kıbrıs, Kuzey Irak, Ege, Ermenistan, gibi bölgesel sorunlarda AB ile Amerika, Türkiye’nin yanında yer almıyorlar. Kendi oyunlarını oynuyorlar. Sonuçta Türkiye de kendi çıkarları noktasında dirençler gösteriyor. MHP ve zaman zaman Türk Silahlı Kuvvetleri’nin çıkışlarının arkasında bu var.<br />
AB teslimiyet mi?<br />
Türkiye’de kültürel, sanatsal, siyasal dönüştürme ihtiyacını her kes hissediyor. Yolsuzluk, yoksulluk, eğitimsizlik, hukuksuzluk, sağlıksızlık içinde boğulduk. Bunu değiştirme ve dönüştürme konusunda AB bir lokomotif olacak. Türkiye AB ile masada elini güçlü kılacak ne varsa onunla donanmalı. Türkiye’den Gümrük Birliği anlaşmasıyla çok ekonomik ödün koparan AB’den bundan sonra Türkiye’de karşılık almalı. Ama bunu yaparken Türkiye’nin geleceğine ipotek koymamalı. AB ile ilişkilerde önümüzü açık tutmalı.<br />
Bu bir teslimiyet, AB hayranlığı değil. Türkiye’nin geleceğinin inşasında önemli bir açılım. AB içinde olmakla, olmamak arasındaki fark sadece cebimizdeki para farkı değil. Mutlulukla mutsuzluk arasındaki fark. Bunu yakaladığımız zaman farkları da kapatmış olacağız. Kimsenin bizim cebimize AB’ye girdik diye para koymayacağı mutlak. Ulusal onurumuzu, gururumuzu ve milli, manevi değerlerimizi daha yürekten savunma olanağına kavuşacağız. Kendi değerlerimizi korumak bizim elimizde. Bugün direnemediğimiz şeylere örneğin kültürel ve sosyal yaşam biçimlerine AB içinde daha rahat direnme olanağımız var. Çünkü mevzuatı buna uygun. Yani içinde bulunduğumuz kabın siyasal, sosyal değişimine tabi olacağımız bir gerçeklik. Keşke siyasal, sosyal, ekonomik açıdan hiç AB’ye girme ihtiyacımız olmasa. Keşke kendi dönüşümümüzü gerçekleştirebilsek. Ama ne yazık ki olanaklı değil şimdi. Yarın olmayacak diye de bir şey yok. AB normlarını aşacak bir gelişmişlikte Türkiye olursa biz onları değişime zorlarız. Çünkü daha genç ve dinamik olan biziz.<br />
AB normlarını yaşama geçirmek, bugünkü hırsızlar demokrasisi, katiller düzenine ağlamaktan ve ona katlanmaktan daha kolay olacak. Buna yürekten inanıyorum.<br />
tuncay@tuncayozkan.com</p>
<p>The post <a href="http://tuncayozkan.com/turkiyenin-gelecegi/">Türkiye’nin geleceği</a> appeared first on <a href="http://tuncayozkan.com">A.Tuncay Özkan</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://tuncayozkan.com/turkiyenin-gelecegi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yolunu arayan ülke</title>
		<link>http://tuncayozkan.com/yolunu-arayan-ulke/</link>
					<comments>http://tuncayozkan.com/yolunu-arayan-ulke/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdem Gül]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Jul 2018 08:18:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Milliyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://tuncayozkan.com/?p=1535</guid>

					<description><![CDATA[<p>24 Haziran 2002 Milli Takım’ın Türkiye’ye yaşattığı şeyin adı, başarıya susamışlık mı? Ötesinde bir duygu bana sorarsanız. Çünkü zaten futbolda yaşanan başarılarımız son dönemde bize o duyguyu tattırmıştı. Ama toplumumuz birkaç yıldır öylesine içine kapandı ki, tıpkı içindeki filizi dışarıya yansıtamayan bir tohum gibi, kıvranıp duruyoruz. Aslında susadığımız şey enerjimizi akıtacağımız bir kanal. Bir yol [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="http://tuncayozkan.com/yolunu-arayan-ulke/">Yolunu arayan ülke</a> appeared first on <a href="http://tuncayozkan.com">A.Tuncay Özkan</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>24 Haziran 2002<br />
Milli Takım’ın Türkiye’ye yaşattığı şeyin adı, başarıya susamışlık mı? Ötesinde bir duygu bana sorarsanız. Çünkü zaten futbolda yaşanan başarılarımız son dönemde bize o duyguyu tattırmıştı. Ama toplumumuz birkaç yıldır öylesine içine kapandı ki, tıpkı içindeki filizi dışarıya yansıtamayan bir tohum gibi, kıvranıp duruyoruz. Aslında susadığımız şey enerjimizi akıtacağımız bir kanal. Bir yol bulmaya çalışıyoruz. Yeni bir dünyaya, yeni bir bakış. Özlemimiz bizim de başaracağımıza bu ülkenin yöneticilerini ikna edebilmek.<br />
Türk futbolunun bütün süfli yönetim anlayışları ve yöneticilerine, savurganlığa, geleceğe yatırım yapamamışlığına rağmen, toplum bu noktada kendisine verilen en küçük şansları bile değerlendirmeyi bildi. Futbol topunu sokak aralarında çamurdan kurtarır kurtarmaz, sağlanan başarıya bakar mısınız?<br />
Bu halk neyi yapamaz ki<br />
Bu ülke yolunu arıyor. Sokaklara bakın göreceğiniz şey eğitilmek, iyi yaşamak ve dünyanın geleceğinde söz sahibi olmak isteyen bir genç toplumun dinamizminden başka bir şey değil? Bu halka adaleti, eğitimi ve sağlığı doğru götürün bakın neler oluyor.<br />
Sürtünmeyi yok etmeye çalışacak kadar azimli ve hülyalı bir bilim adamı olan Prof. Ali Erdemir dostumla geçen hatta oturup uzun uzun konuşma fırsatım oldu. Anlattıklarından gözlerim yaşardı. USAŞ’a başvurmuş zamanında çalışmak için. Bütün koşulları yerinde, ama güvenlik soruşturmasında aşırı sağcı diye yazmışlar. İşi olmamış. Onun üzerine Amerika’ya gitmek zorunda kalmış.<br />
Müthiş Türk’ün gözyaşları<br />
Oysa ne aşırılıkla, ne de sağcılıkla alakası var. Gençlik yıllarında arkadaşlarıyla gittiği bazı mitinglerde görülmüş ya, damgalanıvermiş hemen. Şimdi yapabildiklerini kendi yurdunda yapamamış, yapamıyor olmanın iç burkan acısıyla her üç ayda bir gelip vatan toprağına, bilimsel motivasyonunu topluyor ve dönüyor Amerika’daki laboratuvarına.<br />
Gözyaşlarını silerken anlattığı şey, verdiği konferans sırasında etrafını saran gencecik öğrencilerin başarmak için kendilerine yol soruşlarıyla ilgili ifadeleriydi. O gençlerin öyküsü ne kadar da benziyordu kendisinin öyküsüne. Aslında hepimizin öyküsüne.<br />
Kendisini vatanından ayıran, göçmen yapan kısır yaşam döngüsü, yıllar sonra yine karşısında öylece durmuş ona bakıyordu. O da gözyaşlarına yansıtıyordu isyanını.<br />
Adamlarına adil<br />
Etrafımda binlerce arkadaşım solculuk veya sağcılık damgasıyla toplumdan, yönetimden dışlandı. Başlarına gelmeyen kalmadı. Yapmak istedikleri sadece Türkiye’ye bugünkü coşkuyu yaşatabilmekti. Bunun için yol arıyorlardı. İyi eğitilmek, insanca yaşamak ve adaletli bir devlete sahip olmak. Bütün arzuları buydu.<br />
Kimi öldü, kimi göçmen oldu, kimi yaşama küstü. Çünkü bu ülkenin devleti adamlarına adil, halkına karşı hukuku uygulayan bir anlayışın esiri olmuştur. Oysa Cumhuriyet bu anlayışları yıkmak için var.<br />
Değiştirme arzusu<br />
Ali Erdemir dostumu dinlerken yanında bir başka can dost, Prof. Süleyman Pampal vardı. Aslında üçümüzün de öyküsü aynıydı. Yokluktan, yoksulluktan kurduğumuz dünyalarımızı anlattık birbirimize. Azmimizle, inancımızla ve yeni şeylere duyduğumuz ihtiyaçlarla, değiştirme ve düzenleme isteklerimizin yaktığı devrimci ruhumuzla var olmayı başarmıştık. Başarmak için hala çabalıyorduk.<br />
Sokaklara baktıkça iki gündür yalnız olmadığımızı, hiç olamayacağımızı, aslında ne kadar çok olduğumuzu görüyorum. Türkiye’yi değiştirmek ve dönüştürmek için araç arayanlar, enerjiye ihtiyaç var diyenler, sokaklara baksın. Ellerindeki o güzel bayrakla, gırtlaklarını yırtarcasına bağıran yurttaşlara baksın. Muhtaç olunan kudret orada: Halkta. Türkiye’ye futboldaki zaferiyle övünmek yetmez. Yetemez. Dönüştürmek ve yeniden yenilenmek için; sokakların enerjisini siyasete, bilime, uygarlığa ve çağdaş dünya hedefine kanalize etmek gerek. Ne için mi?<br />
&#8220;En büyük Türkiye&#8221; için.<br />
tuncay@tuncayozkan.com</p>
<p>The post <a href="http://tuncayozkan.com/yolunu-arayan-ulke/">Yolunu arayan ülke</a> appeared first on <a href="http://tuncayozkan.com">A.Tuncay Özkan</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://tuncayozkan.com/yolunu-arayan-ulke/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’den Afganistan’a İslam için savaşa nasıl gidilir?</title>
		<link>http://tuncayozkan.com/turkiyeden-afganistana-islam-icin-savasa-nasil-gidilir/</link>
					<comments>http://tuncayozkan.com/turkiyeden-afganistana-islam-icin-savasa-nasil-gidilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdem Gül]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Jul 2018 08:17:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Milliyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://tuncayozkan.com/?p=1533</guid>

					<description><![CDATA[<p>21 Haziran 2002 İnsanlar çocuklarını, eşlerini ve yaşamlarını göz ardı ederek Afganistan’a İslam adına ölmeye veya öldürmeye gidiyorlar. İyi de bunlar nasıl ve nerede yetişiyor, nelerden etkileniyorlar? Bu konuda El Kaide örgütünün maddi yardımlarıyla Türkiye’de ayakta duran İmamlar Birliği örgütünün yöneticisi Fatih Sultan Çalış’ın ifadeleri pek çok yol gösterici unsur taşıyor. Amerika’da ortaya çıkan El [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="http://tuncayozkan.com/turkiyeden-afganistana-islam-icin-savasa-nasil-gidilir/">Türkiye’den Afganistan’a İslam için savaşa nasıl gidilir?</a> appeared first on <a href="http://tuncayozkan.com">A.Tuncay Özkan</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>21 Haziran 2002</em><br />
İnsanlar çocuklarını, eşlerini ve yaşamlarını göz ardı ederek Afganistan’a İslam adına ölmeye veya öldürmeye gidiyorlar. İyi de bunlar nasıl ve nerede yetişiyor, nelerden etkileniyorlar?<br />
Bu konuda El Kaide örgütünün maddi yardımlarıyla Türkiye’de ayakta duran İmamlar Birliği örgütünün yöneticisi Fatih Sultan Çalış’ın ifadeleri pek çok yol gösterici unsur taşıyor.<br />
Amerika’da ortaya çıkan El Kaide örgütü militanı bir Türk’ün itiraflarından sonra tekrar gündeme gelen bu örgütün ve militanların amaçları ve etkilendikleri kaynaklar ifadelere yansımış.<br />
Fatih Sultan Çalış 1972 yılında İstanbul’da doğmuş. Okuduğu imam hatip lisesini terk ederek, ilki 1991 yılında olmak üzere çeşitli kereler, dini, siyasi ve askeri amaçlı eğitim almak amacıyla Pakistan’a ve Afganistan’a gitmiş. Yurtdışında liderliğini Ebu Musab kod adlı Ahmet Fadıl’ın, finansmanını El Kaide örgütünün yaptığı İmamlar Birliği (Beyiat El İmam) adlı sözde örgütün medrese ve askeri kamplarına katılmış. Fatih Sultan Çalış &#8220;şeri&#8221; esaslara dayalı bir düzen istediğini söylüyor.<br />
Değişik amaçlı ziyaretler<br />
Fatih Sultan Çalış, Pakistan’a ilk gidişinde Peşaver şehrinde, Ebu Hanife Medresesi’nde iki yıl kalmış. Buradaki eğitimini tamamladıktan sonra, Afganistan’ın Host şehrine geçerek burada bulunan Halden askeri kampına katılmış. Halden askeri kampında yaklaşık 50 kişi olduklarını söyleyen çalış, burada askeri eğitim alan herkesin &#8220;cihat&#8221;a hazır olduğunu da belirtiyor. Kampta tabanca, uzun namlulu tüfek eğitimi aldıktan sonra, Pakistan’a geri dönmüş ve Abdullah Azam’a ait olan medresede dini esaslara dayalı eğitimine kaldığı yerden devam etmiş.<br />
Çalış, Peşaver’de katıldığı bu cemaatin adının Mektebi Hadamat olduğunu belirtiyor ve burada askeri değil siyasi eğitim aldığını söylüyor.<br />
Çalış, Peşaver ve Host şehirlerindeki askeri kamplardan sonra, Celalabad’da Derunta mıntıkasında bulunan ve Mevlevi Abdullah’a ait olan Derunta askeri kampına katılmış ve burada yine 3 ay süre ile askeri eğitim almış. Daha sonra Türkiye’ye dönen Çalış, sahte kimlik ve pasaportlarla, 1999 yılında eşiyle birlikte önce İran’a oradan Pakistan’a, Peşaver’e geçmiş, burada altı aylık siyasi eğitimin ardından Afganistan’a geçerek silahlı eylemlerde gerekli olacak çeşitli eğitimlere katılmış.<br />
Top ve mayın eğitimi<br />
2000 yılının Haziran ayında tekrar Türkiye’ye dönen Fatih Sultan Çalış daha sonra, birincisi 2000 yılının sonunda, ikincisi 2002 yılbaşında olmak üzere iki kere daha karayoluyla İran’a gitmiş. Çalış tüm bu çıkışlarında, 75 &#8211; 82’lik top, havan topu, mayın ve patlayıcılarla ilgili eğitim almış. Çalış katıldığı bu kamplara ve medreselere, başta Taliban ve El Kaide olmak üzere dünyanın çeşitli bölgelerindeki Müslüman örgütlerin yiyecek giyecek ve maddi yardımda bulunduğunu belirtiyor.<br />
Pakistan’da Zübeyir kod adını kullanan Çalış, Türkiye’de ise, faaliyetlerinde Zübeyir, Emre adlarını kullanmış.<br />
Türkiye’de yapılanlar<br />
Afganistan, Pakistan ve İran’da askeri ve siyasi eğitim alan Fatih Sultan Çalış, Türkiye’ye döndükten sonra örgütün İstanbul sorumlusu olmuş ve adı geçen İmamlar Birliği’ne eleman kazandırmak için faaliyetlere başlamış. Çalış örgütün emirinin İran’da bulunan Ahmet Fadıl olduğunu Türkiye emirinin ise Ali Üzüm olduğunu belirtiyor. İstanbul emirliğini ise kendisi ile birlikte Adem kod adlı şahsın yaptığını örgütün kuryeliğini ise Osman Özkan’ın yaptığını belirtiyor. Fatih Sultan Çalış Türkiye’de ilk olarak Çeçenistan’da öldürülen Hüseyin kod adlı Ali Rıza Bayzan’ın eşi ile irtibat kurmuş ve bu bayanın Bursa’da Ramazan Keskin isimli bir şahısla evlendiğini tespit etmiş.<br />
Kendisiyle irtibata geçen Çalış, adı geçen şahsı İstanbul’a davet etmiş ve bir camide buluşmuşlar. Ramazan Keskin buluşmaya iki kişiyle birlikte gelmiş. Aksaray’da bir camide oturup konuşmuşlar ve Keskin’in yanındaki gençler Afganistan’a giderek oradaki kamplarda askeri eğitim almak istediklerini söylemişler. Fatih Sultan Çalış bu kişileri Afganistan’daki askeri kamplarda tanıştığı Muhammet Enes’e göndermiş. Bu kişileri Afganistan’a gönderdikten sonra, Çalış sahte pasaport ile İran üzerinden Afganistan’a geçmiş ve Kabil’in kenar semtlerinden birinde Mektebi Hadamat’a ait olan bir askeri kampta beş ay süreyle askeri eğitim almış.</p>
<p>The post <a href="http://tuncayozkan.com/turkiyeden-afganistana-islam-icin-savasa-nasil-gidilir/">Türkiye’den Afganistan’a İslam için savaşa nasıl gidilir?</a> appeared first on <a href="http://tuncayozkan.com">A.Tuncay Özkan</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://tuncayozkan.com/turkiyeden-afganistana-islam-icin-savasa-nasil-gidilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Amerika’daki El Kaide militanı Bursa’yı işaret etti</title>
		<link>http://tuncayozkan.com/amerikadaki-el-kaide-militani-bursayi-isaret-etti/</link>
					<comments>http://tuncayozkan.com/amerikadaki-el-kaide-militani-bursayi-isaret-etti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdem Gül]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Jul 2018 08:16:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Milliyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://tuncayozkan.com/?p=1531</guid>

					<description><![CDATA[<p>20 Haziran 2002 11 Eylül saldırılarının ardından Afganistan’da yakalanan ve Amerika’nın Guantanamo üssünde sorguladığı El Kaide örgütü mensubu bir terörist, Bursa’yı işaret etti. Bursa’da nisan ayında yapılan operasyonlarda yakalanan İmamlar Birliği örgütü (Beyyiat El İmam) mensuplarının Taliban, El Kaide ve altyapısıyla ilgili olarak bilgi sahibi oldukları Amerikalılar tarafından Türkiye’ye bildirildi. Amerikalı yetkililer Türkiye’yi uyararak Afganistan’da [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="http://tuncayozkan.com/amerikadaki-el-kaide-militani-bursayi-isaret-etti/">Amerika’daki El Kaide militanı Bursa’yı işaret etti</a> appeared first on <a href="http://tuncayozkan.com">A.Tuncay Özkan</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>20 Haziran 2002</em><br />
11 Eylül saldırılarının ardından Afganistan’da yakalanan ve Amerika’nın Guantanamo üssünde sorguladığı El Kaide örgütü mensubu bir terörist, Bursa’yı işaret etti. Bursa’da nisan ayında yapılan operasyonlarda yakalanan İmamlar Birliği örgütü (Beyyiat El İmam) mensuplarının Taliban, El Kaide ve altyapısıyla ilgili olarak bilgi sahibi oldukları Amerikalılar tarafından Türkiye’ye bildirildi. Amerikalı yetkililer Türkiye’yi uyararak Afganistan’da yakalanarak, Guantanamo’da sorgulanan İbrahim Şen adlı Türk teröristin, İmamlar Birliği mensuplarının olaylarla ilgili olarak kendilerinden daha detaylı bilgiye sahip olduğunu ifade ettiğini aktardılar. Bunun üzerine yeniden soruşturma başlatıldı.<br />
Bu bildirimle Afganistan’da yakalanan Türk terörist zanlılarının sayısı da üçe çıktı. Daha önce Yüksel Çelikgöğüş ve Murat Kurnaz’ın adları biliniyordu. Şimdi bir de İbrahim Şen ortaya çıktı.<br />
Bursa daha çok biliniyor<br />
İbrahim Şen Guantanamo’daki sorgusunda Bursa’da yakalanan örgüt üyelerinin adlarını vererek, &#8220;Onlar bizden çok daha fazla şey biliyor&#8221; dedi. Bunun üzerine Amerikalılar, Ankara’yı uyararak İmamlar Birliği örgütü hakkında bilgi istedi. Ali Üzüm, Mehmet Arslan, Osman Özkan, Fatih Sultan Çalış’ın daha önce alınan ifadelerinin genişletilmesi ve detaylandırılması isteği Ankara’ya iletildi. Emniyet Genel Müdürlüğü bunun üzerine Bursa Emniyeti’ne operasyon ile ilgili olarak daha detaylı sorgulama yapılması isteğini iletti.<br />
Türkiye’den çok sayıda radikal İslamcının Afganistan’da savaştığı biliniyordu. Ancak Bursa’da ele geçirilen zanlıların anlatımları bu noktada eksik bilgilerin olduğunu ortaya koyuyor. Örneğin Afganistan’da yakalanan, Amerikalılarca sorgulanan İbrahim Şen büyük olasılıkla Bursa’da yakalanan Fatih Sultan Çalış’ın ifadelerinde adı geçen Ebu Şeyma kod adlı kişi. Çalış ifadesinde aynen şöyle diyor:<br />
&#8220;Kızının ismi Şeyma olduğu için bu ismi kullanıyordu. 30 yaşlarında, 1.75 boylarında, 70 kilo ağırlığında, normal vücut yapılı biri. Pakistan’da karşılaştım. Şahsın İstanbul’da ikamet ettiğini biliyorum. Halen Afganistan’da olduğunu biliyorum.&#8221;<br />
Parayı El Kaide veriyor<br />
Türk polisinin saptamalarına göre, &#8220;liderliğini Ebu Musab (kod adlı) Ahmet Fadıl isimli şahsın yaptığı, finansmanını El Kaide örgütünün sağladığı Beyiat El İmam (İmamlar Birliği) adlı örgüt&#8221; Türkiye’de geniş bir ağ içinde örgütlü. Örgütün üyeleri İran üzerinden gittikleri Afganistan ve Pakistan’da askeri ve siyasi eğitim almışlar. Ayrıca orada eğitim alanlar Türkiye’de de askeri eğitim vermişler. Örgüt kadrosu tarafından kullanılmak üzere sahte pasaportlar sağlanmış. Bunları taşıyan bir kurye ağı oluşturulmuş.<br />
Çalış ifadelerinde 11 Eylül sonrasını şöyle anlatmış:<br />
&#8220;Bombalama olayından sonra Amerika’nın saldırı eylemlerine karşı kampların kapatıldığını biliyorum. Taliban ve Usame Bin Ladin gruplarının sonuna kadar direneceklerini duydum. Diğer ülkelerden gelen gruplar da bu nedenle dağıldı, bir kısmının Pakistan’da yakalanıp esir alındıklarını ve Küba’daki esir kamplarına götürüldüklerini duydum. Bombalama eylemi olduğunda ben Türkiye’deydim, kesin o tarihteki hareketlilik ne şekilde oldu, geçişlerin nereden yapıldığı konusunda herhangi bir bilgim yok. Benim bulunduğum kamplarda hiç İranlıya rastlamadım. Çoğunluk Suudi, Yemenli, Mısırlı idi.<br />
Amerikan saldırılarından sonra Taliban lideri Molla Ömer’in sonuna kadar direneceğini basından ve televizyonlardan takip ediyorum. Ancak sonuç ne olur bilmiyorum. Ancak dediğim gibi direneceğini tahmin ediyorum. Şu anki durumu hakkında bilgim yoktur. El Kaide’nin ise tamamen dağılma noktasında olduğunu tahmin ediyorum.&#8221;<br />
Örgüt lideri İran’da<br />
Sultan Çalış ifadelerinde içinde olduğu örgütün amacını şöyle anlatıyor:<br />
&#8220;Beyyiat El İmam (İmamlar Birliği) adlı örgütün emiri İran’da bulunan Ahmet Fadıl isimli şahıstır, Türkiye emiri Ali Üzüm isimli şahıstır. Örgütün amacı ise; Afganistan, Pakistan, Filistin, Bosna Hersek, Çeçenistan, Keşmir, Filipinler, Endonezya ve dünya üzerinde Müslümanların zulüm altında olanı Yahudi ve Hıristiyanların baskısı altında ezilen, öldürülen, kadınlarının ırzına geçilen Müslüman kardeşlerimizi kurtarmak için cihat etmek, cihat sırasında gerekirse malımız, canımız ve her şeyimizi harcayarak, dünyada yaşayan tüm Müslümanların, dolayısıyla bütün ülkelerde İslam kanunlarının hakim kılındığı bir düzen kurmak, bu düzen kurulduğunda insanlık huzur içerisinde yaşayacak. Bu yolda ölerek şehit olmaktır.&#8221;</p>
<p>The post <a href="http://tuncayozkan.com/amerikadaki-el-kaide-militani-bursayi-isaret-etti/">Amerika’daki El Kaide militanı Bursa’yı işaret etti</a> appeared first on <a href="http://tuncayozkan.com">A.Tuncay Özkan</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://tuncayozkan.com/amerikadaki-el-kaide-militani-bursayi-isaret-etti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AB’nin kilidi Kıbrıs ne olacak?</title>
		<link>http://tuncayozkan.com/abnin-kilidi-kibris-ne-olacak/</link>
					<comments>http://tuncayozkan.com/abnin-kilidi-kibris-ne-olacak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdem Gül]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Jul 2018 08:16:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Milliyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://tuncayozkan.com/?p=1529</guid>

					<description><![CDATA[<p>19 Haziran 2002 KKTC ve Kıbrıs sorununun uluslararası alanda algılanması nasıl? Türk tarafının masadan kaçtığına ve bir çözüm istemediğine ilişkin kanaat giderek yaygınlaşıyor. Türkiye’de de çözüm için biraz daha verelim diyenlerin sayısı hiç de küçümsenecek gibi değil. Bunlar da KKTC’den daha çok Türkiye üzerinde baskıyı artırıyor. Ancak bütün bu baskıların ötesinde, Rum kesimi için AB [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="http://tuncayozkan.com/abnin-kilidi-kibris-ne-olacak/">AB’nin kilidi Kıbrıs ne olacak?</a> appeared first on <a href="http://tuncayozkan.com">A.Tuncay Özkan</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>19 Haziran 2002</em><br />
KKTC ve Kıbrıs sorununun uluslararası alanda algılanması nasıl? Türk tarafının masadan kaçtığına ve bir çözüm istemediğine ilişkin kanaat giderek yaygınlaşıyor. Türkiye’de de çözüm için biraz daha verelim diyenlerin sayısı hiç de küçümsenecek gibi değil. Bunlar da KKTC’den daha çok Türkiye üzerinde baskıyı artırıyor. Ancak bütün bu baskıların ötesinde, Rum kesimi için AB takviminin işlemekte olması, soruna bir çözüm bulunmadan Rumların AB’ye üye kabul edilmesinin de yaratacağı büyük açmazları ortaya koyuyor. Böyle bir durum adadaki bölünmüşlüğün tescili anlamına gelecek. Peki Türkiye bunun sonuçlarına dayanabilecek mi?<br />
Rumlar güçlü<br />
Kıbrıs’ta tarafların yaklaşık 50 defa bir araya geldiği doğrudan görüşmelerden, başlangıçta yaratılan olumlu havanın aksine pek ümit verici haberler gelmiyor. Hatta görüşmelerin bugüne değin birkaç defa kesilme aşamasına geldiği, ancak Denktaş’ın bu kez Rum tarafının tahrikleri karşısında dengeli bir tutum izleyerek, görüşmelerin devamını sağladığı belirtiliyor. Yani masanın güçlü eli Rum tarafı.<br />
Görüşmelerin bundan sonra da aynı gitmesi halinde, çözüm konusunda bir ilerleme sağlanmasının mümkün olmayacağı anlaşılıyor. Bu da geçmiş yıllarda Türkiye ile Yunanistan arasındaki bir mesele olarak görülen Kıbrıs’ın artık Türkiye ile AB arasında önemli bir sorun haline dönüşmesi anlamına geliyor. Yani Türkiye Kıbrıs olmadan AB’ye giremeyecek. Peki Kıbrıs konusunda karar verilebilir mi? Bana sorarsanız bu siyasi yapıda olanaksız.<br />
Onlar ne diyor?<br />
Peki Yunanistan, AB ve ABD’nin tutumları ne? Yunanistan akıllı bir manevra ve stratejiyle Kıbrıs meselesini son 10 yıllık dönemde AB konusu haline getirdi.<br />
AB, adada bir çözüm olup olmadığına bakmaksızın Kıbrıslı Rumların üyeliğe alınması sürecini işletiyor. Rumların üyeliğini şimdilik Amerika da destekliyor. Ama çözümsüzlük karşısında ne yapacak o bilinmiyor.<br />
ABD’nin ayrıca Kıbrıs özel koordinatörü var. 1999’dan bu yana Tom Weston’ın çözüme katkıda bulunacak bir ilerlemesi olmadığı ortada. Amerika, bir yandan ülkedeki en güçlü lobilerden olan Rum lobisinin baskısıyla baş etmeye, diğer yandan da Doğu Akdeniz’de güvenlik ve istikrar bunalımına yol açacak bir gerginlik veya çatışmanın yaşanmamasına çalışıyor.<br />
Türkiye çok zorda<br />
Bu durumda, insanın aklına ister istemez, &#8220;Tam üyelik yolunda ilerleyen, ekonomisi KKTC’ye fark atmış ve Türkiye dışında bütün ülkelerce adanın meşru hükümeti olarak tanınan Rumların, müzakerelerde neden tavize yanaşmasını beklediğimiz&#8221; sorusunu getiriyor. Pek çok kişi &#8220;Rum tarafı, siyasi eşitlik ve ortaklık ifadelerini dahi kullanmaya razı olmuyor ve sulandırılmış bir garantörlük sistemi ile kendilerinin denetiminde olacak bir Kıbrıs istiyor. Yunanistan ile ‘Enosis’ ve AB üyeliği sağlamaya çalışıyor&#8221; diye düşünüyor.<br />
Türkiye bir yandan, AB üyesi olmaya çalışıyor ve hükümet bu nedenle çatırdıyor. Diğer yandan ise, görüşmelerden ekim ayına kadar sonuç alınamaması ve AB’nin Rumlar ile tam üyelik müzakerelerine başlama kararı alması halinde, AB ile ilişkilerini derinden sarsacak bir durumla karşı karşıya bulunuyor. Türkiye, Ecevit’in ağzından zamanında açıkladığı gibi KKTC’yi &#8220;ilhak&#8221; ya da doğru bir ifadeyle KKTC ile bütünleşme sürecini resmen başlatma kararı aldığı takdirde, Türkiye ile AB ilişkilerinin onarılması yıllarca sürecek yeni bir sürünceme ile karşı karşıya kalacağı da mutlak. Yani Kıbrıs Türkiye için &#8220;Kırk katır ile kırk satır&#8221; tercihine doğru ilerliyor. Üstelik de Rumların tam üyeliği engellenmezse elde edecekleri veto hakkı, AB işini iyice çıkmaza sokacak.<br />
Karar ayı ekim yaklaşıyor. Türkiye bu zorlu döneme hazır mı? Daha doğrusu neye hazırız, neye değiliz, bilen var mı?<br />
Bugünlerde Milli Takım’ın bayram coşkusu yaratan zaferiyle sarhoşuz. Senagal’i de yenip kupayı alma yolunda bir adım daha atacağız. Bütün isteklerimiz bu yönde. Ama Ankara’da bazılarının bugünlerde sıkı çalışması gerekiyor. Tıpkı Milli Takım’ın futbolcularının yaptığı gibi.</p>
<p>The post <a href="http://tuncayozkan.com/abnin-kilidi-kibris-ne-olacak/">AB’nin kilidi Kıbrıs ne olacak?</a> appeared first on <a href="http://tuncayozkan.com">A.Tuncay Özkan</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://tuncayozkan.com/abnin-kilidi-kibris-ne-olacak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boğaz ve Boğaziçililer</title>
		<link>http://tuncayozkan.com/bogaz-ve-bogazicililer/</link>
					<comments>http://tuncayozkan.com/bogaz-ve-bogazicililer/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdem Gül]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Jul 2018 08:16:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Milliyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://tuncayozkan.com/?p=1527</guid>

					<description><![CDATA[<p>18 Haziran 2002 Türkiye iki inci boğazıyla mutlu ve mesut bir ülke olması gerekirken, boğazlardaki kanunsuzluğu ve düzensizliği ile ne yazık ki acılara neden olan bir zenginliğin içinde bulunuyor. İstanbul Boğazı’nın bilgi incisi olan Boğaziçi Üniversitesi’nin pırlanta gibi çocukları da ne yazık ki bu düzensizliğin kurbanı oldular. Önceki günkü kazada dört kişi can verdi. İyi [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="http://tuncayozkan.com/bogaz-ve-bogazicililer/">Boğaz ve Boğaziçililer</a> appeared first on <a href="http://tuncayozkan.com">A.Tuncay Özkan</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>18 Haziran 2002</em><br />
Türkiye iki inci boğazıyla mutlu ve mesut bir ülke olması gerekirken, boğazlardaki kanunsuzluğu ve düzensizliği ile ne yazık ki acılara neden olan bir zenginliğin içinde bulunuyor. İstanbul Boğazı’nın bilgi incisi olan Boğaziçi Üniversitesi’nin pırlanta gibi çocukları da ne yazık ki bu düzensizliğin kurbanı oldular. Önceki günkü kazada dört kişi can verdi. İyi de neden?<br />
Aslında bu ve önceki kazaların nedenleri bütün yetkililerin gördüğü, bildiği bir şey. Bundan sonraki kazalarda da başımıza bilmedik bir olay gelmeyecek. Ama sadece Allah korusun deyip, bazılarının rantı için çocuklarımızı ve ulusal servetleri kaybetmeye değer mi? Bunlara dur deme zamanı gelmedi mi?<br />
Boğaz trafiğini düzenleyen tüzük çerçevesinde kılavuz almak zorunlu, ama kılavuzluk hizmetleri yetersiz. Kılavuz alma yerleri bile hatalı. Kılavuzluk hizmetleri tekel. Oysa bunu çeşitlendirip, kolaylaştırmak mümkün. Ama yapılamıyor. Neden mi? Birilerinin yem borusu kesiliyor da ondan.<br />
Kanunsuzluk &#8230;<br />
Balıkçı tekneleriyle insan taşıyoruz, ama onlardan bunun vergisini almıyoruz. Kanunsuzluk yaygınlık kazanınca, sanki doğru oluyormuş gibi davranıyoruz. Vergi ödemeyen ve bittik diye bağıran esnaf, o balıkçı tekneleriyle yasadışı olarak, hat alırken trilyonları gözden çıkarıyor. Ama insan güvenliği için bir kuruş yatırım yapmıyor. Buna göz yummayan var mı?<br />
Sürat tekneleri ve yatlar geceleri boğazda güvenliği hiçe sayarak kıyılardan açıklara keyfi dolaşımlarını sağlarken, denetleyen, gören var mı?<br />
Boğazı çevreleyen kıyılarda yer alan eğlence mekanları denetlenebiliyor mu? Hayır. Kapısındaki trafikle baş edilemiyor. Polisler sanki o eğlence mekanının polisi. Vatandaş için kural uygulanacağına, oralar için kurallar yaratılıyor. Kıyılardaki müzik ve eğlence gürültüsü durdurulamıyor. Son facianın bir nedeni de o eğlence mekanlarının denetimsizliği değil mi?<br />
Tankerler, kum gemileri hiçbir kurala uymadan kafalarının estiği gibi gelip geçiyorlar boğazdan. Bu kazlar küçük; ya büyükleriyle karşılaşırsak ne olacak?<br />
Örneğin tankerler çarpışırsa, geçmiş dönemlerde olduğu gibi? İki petrol yüklü tankerin çarpışması boğaz ve İstanbul için bir felaket olur. Küçük bir atom bombası kadar etki eder böylesi bir kaza İstanbul’a. Bunun çevresel etkisini de göz önüne alırsanız, şimdiden önlem almakta yarar var. Boğaz geçişinde kullanılan tankerlerin çif cidarlı olması, yeni teknoloji ürünü olması, yaş sınırının bulunması, mutlaka kılavuz kaptan alınması, kılavuzluk hizmetlerinin yeterli ve çeşitli hale getirilmesi, DİTAŞ gibi kurumların siyasi çıkarlara değil Türk denizciliğine hizmet edecek şekilde yapılandırılması gibi önlemlere ihtiyaç var.<br />
Kontrolsüzlük&#8230;<br />
Boğazda gezi turu yapan teknelere de bir standart getirilmeli ve bunların kontrollerinin yapılması sağlanmalı. Yoksa daha çok canımızdan, evladımızdan oluruz. Sonradan ağlayarak elde edeceğimiz bir şey yok. Bizim şimdi, hemen önlem almamız gerekiyor.<br />
Doğayla insan dengesinde, insandan doğayı koruma bilinci bile yetmiyor artık. İnsanı insandan korumak lazım.<br />
1996 yılından bu yana kimyevi madde, gaz, petrol ürünleri taşıyacak tüm tankerlerde çift yanlı, çift taban ve tavanlı olmaları şartı benimseniyor. Yani gemi içinde gemi inşası yapılıyor. Çünkü dış duvar delindiğinde, iç sağlam kalıyor. Bu kaza anlarında insanı, çevreyi ve doğayı koruyor.<br />
Türkiye tankerlerinin sigorta yetersizlikleri de ilerde başımızı çok ağrıtacak. Tanker başına 10 bin dolar ödeyerek, kaza anında milyarlarca dolarlık yardım alabilme olanağını elde etmek dururken, nedense bundan kaçınıyorlar.<br />
Boğaz güvenliği<br />
Boğazları radar, kılavuz kaptan ve diğer seyrü sefer önlemlerinin bütünüyle kuşatmak gerek. Türkiye’yi felaketlerden başka türlü koruyamayız.<br />
Bunların yürürlüğe girmesine karşı çıkan işadamları siyasi desteklerle bugünlere geldiler. Ama ne onlar ne de riske attıkları Türkiye artık bunların üstesinden gelebilecek durumda değil.<br />
Boğazlarda Montreux’nün bize tanıdığı geçiş ve güzergah düzenleme haklarını iyi kullanmalı, İstanbul’u ve Türkiye’yi tehlikeye atmamalıyız. Eğitim, denetim ve gözetim üçgeninde boğazlarımızı ve canlarımızı koruyalım.<br />
Milli Takım’a başarılar<br />
Türk Milli Takımı’nın başarısı en büyük arzumuz. Bu uğurda bütün gücümüzle onların yanındayız. Şenol Güneş’in ve takımın başarısı bizim başarımız, gururumuz. Basında çıkan eleştiriler hastalıkların görülmesine ve sorunların çözümü için adım atılmasına vesile oldu. Eleştirilerden ders alanlar büyür. Şenol Güneş de bunu yaptı, bundan sonra da yapmalıdır. O da oyuncuları gibi yıldızının parlayacağı, en yükseğe taşınacağı maça çıkıyor. Bütün kalbimizle başarılarını istiyoruz. Unutmamalı iyi, doğru ve güzel olan her zaman ve her sonuçta takdir alır.</p>
<p>The post <a href="http://tuncayozkan.com/bogaz-ve-bogazicililer/">Boğaz ve Boğaziçililer</a> appeared first on <a href="http://tuncayozkan.com">A.Tuncay Özkan</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://tuncayozkan.com/bogaz-ve-bogazicililer/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kim kimden hesap soracak?</title>
		<link>http://tuncayozkan.com/kim-kimden-hesap-soracak/</link>
					<comments>http://tuncayozkan.com/kim-kimden-hesap-soracak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdem Gül]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Jul 2018 08:15:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Milliyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://tuncayozkan.com/?p=1525</guid>

					<description><![CDATA[<p>17 Haziran 2002 Recep Tayip Erdoğan’ın açıklamalarını okudunuz değil mi? Kendisini yargılayan, sorgulayan, denetleyen ve adaletin karşısına çıkaranlarla ilgili &#8220;hesap sorulacağı&#8221; tehdidinde bulunuyor. Kendi hesabını vermekten acz içinde bulunan bir siyasetçinin bu tehditleri yargıyı ne kadar etkiler bilemiyorum. Hele davaların seyrini görünce, bu tehditlerin yargı aşamasında ne kadar etkin olabileceğini kestirmek zor. Hele Altunizade İslam [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="http://tuncayozkan.com/kim-kimden-hesap-soracak/">Kim kimden hesap soracak?</a> appeared first on <a href="http://tuncayozkan.com">A.Tuncay Özkan</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>17 Haziran 2002</em><br />
Recep Tayip Erdoğan’ın açıklamalarını okudunuz değil mi? Kendisini yargılayan, sorgulayan, denetleyen ve adaletin karşısına çıkaranlarla ilgili &#8220;hesap sorulacağı&#8221; tehdidinde bulunuyor. Kendi hesabını vermekten acz içinde bulunan bir siyasetçinin bu tehditleri yargıyı ne kadar etkiler bilemiyorum. Hele davaların seyrini görünce, bu tehditlerin yargı aşamasında ne kadar etkin olabileceğini kestirmek zor. Hele Altunizade İslam komünü içinde yer alan yargıç ve savcılarımızı düşünürsek bu konuda siyasetin müdahalelerini göğüsleyecek adalet mekanizmasına ihtiyaç var.<br />
Başsavcılık kurumu şart<br />
Türkiye’de bir Türkiye Cumhuriyet Başsavcılığı kurumu olmadığı için, bu aşamada siyasetçinin müdahalelerine yanıt verecek, adliyeyi koruyacak bir mekanizma da ne yazık ki yok. Oysa bu kurum olsa Recep Tayyip Erdoğan hakkındaki iddialar bugünlere kalmadan daha 1999 yılında yargıda ele alınabilirdi. Ama o zamanlarda çok yazdım, ne yazık ki savcılık mekanizmasında ortaya çıkan sıkıntılar, etkilenmeler yüzünden davalar bugünlere sarktı.<br />
Şimdi Tayyip Erdoğan diyor ki; iktidara ben geliyorum, hesap soracağım. Bu siyasi despotizmin narasıdır. Türkiye’yi ellerine geçirdiklerinde ne yapmak isteyeceklerinin göstergesidir.<br />
Oysa ne dünya onların küçük ufuklarının dünyası ne de Türkiye onların despotizmine pabuç bırakacak bir ülke. Allah’a şükür hâlâ yargıçlar ve savcılar var ve hukukun üstünlüğü karşısında kimsenin kafası diğerinden bir parmak bile yukarıda olamıyor.<br />
Hesabı siyaset yoluyla sormadan önce herkes aklanacak. Mal varlığının, siyasetinin finansmanının kaynaklarını bir bir açıklayacak. Bunların nasıl elde edildiklerinin hesabını verecek. Götürdüklerini örtmek için siyaset yapmak, iktidarı elde etmek için kamu kaynaklarını talan etmiş olmak kimsenin yanına kalmayacak.<br />
Hesabı şaşırmayalım<br />
Kamu arazilerini peşkeş çektiği işadamlarının finansmanıyla ofisler açan, yurttaşa yalan söyleyen özürlü siyasetçilerin de maskesi düşecek yakında. Kimsenin ettiği yanına kalmaz. Hukuk öyle veya böyle mutlaka yakalarına yapışır. Siyasetçi yalanlarıyla, saçmalarıyla halkı etkileyebilir. Ama hukuk başkadır. Kimin kimden nasıl hesap soracağına hukuk karar verir. Despotlar, hırsızlar, yalancılar değil.<br />
Bu nedenle hukuk önünde bir sanık olan, eski hükümlü Recep Tayyip Erdoğan’ın kendi hesabını vermeden hukuku ve denetim organlarını böylesine fütursuzca tehdidinin yargılamaları etkilemesine asla izin verilmemelidir.<br />
Kuzey Irak’ta ne olacak?<br />
Türkiye’de birilerinin siyasi ve ekonomik istikrarsızlık istediğinden artık adım gibi eminim. Çünkü Amerika Kuzey Irak operasyonunu Türkiye’de bu kararlılık ve hükümetin siyasi duruşu olduğu sürece istediği gibi yapamayacağını anladı. Büyük bir olasılıkla seçimleri kasım ayında yaptırabilmek için önümüzdeki günlerde ekonomik istikrara dönük operasyonlar gerçekleştirilecektir. Kemal Derviş’in de buna hayır diyeceğini, direneceğini sanmıyorum.<br />
Bunun için Sayın Bülent Ecevit’in bir an önce bir formül geliştirerek Başbakanlık sorununu çözmesi lazım.<br />
Amerika ve Kürt gruplar<br />
Kürt gruplardan bir lider, Saddam sonrasının Irak yöneticisini arayan Amerika, Araplarla Kürtlere diyor ki; Kerkük dahil bölgenin ekonomik kaynakları sizindir. Türkmen falan aldırmayın, biz sorunu çözeriz. Oysa bu Türkiye için asla kabul edilemez bir durumdur. Böylesi bir oldu bittiye Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tepkisinin ne olacağı bilinmektedir. Böyle bir duruma katlanacak Türk siyasetçisi de, askeri de yoktur.<br />
Irak’ta yönetimin Şiilerin eline geçmesi durumunda İran ile birlikte bütün Körfez Şii olacaktır. Bu durumda Amerika ne yapmayı planlıyor? Amerika da ekim gibi Irak harekatının başlamasını isteyen büyük bir lobi var. Başkanları Bush bunu yapamazsa Cumhuriyetçiler onu aday bile göstermezler. Yani ekim ayı gibi Türkiye için Irak krizi başlayacak. Biz içeride buna hazırlıklı olmazsak, Kuzey Irak’ta yaşananlar konusunda dikkatli, atak ve çözüm üretici olamazsak, bölgesel inisiyatifimizi biz idare etmezsek sıkıntı çekeceğiz.<br />
Burada görev büyük ölçüde Bülent Ecevit’in. Artık tekerlekli sandalyeyle veya evinden bu görevi ne kadar sürdürebilecekse o kadar süre içinde Türkiye’nin yönetiminde ortaklarıyla bir karara varmalıdır. Bu karar uzar ve Türkiye yeniden hastalık sendromu yaşarsa, bundan tarihi sonuçlar ve büyük yanılgılar çıkmasından endişe ederim.</p>
<p>The post <a href="http://tuncayozkan.com/kim-kimden-hesap-soracak/">Kim kimden hesap soracak?</a> appeared first on <a href="http://tuncayozkan.com">A.Tuncay Özkan</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://tuncayozkan.com/kim-kimden-hesap-soracak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Duanın gücü, namazın kerameti ve Milli Takım</title>
		<link>http://tuncayozkan.com/duanin-gucu-namazin-kerameti-ve-milli-takim/</link>
					<comments>http://tuncayozkan.com/duanin-gucu-namazin-kerameti-ve-milli-takim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdem Gül]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Jul 2018 08:15:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Milliyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://tuncayozkan.com/?p=1523</guid>

					<description><![CDATA[<p>14 Haziran 2002 Milli Futbol Takımımız Çin karşısında neden başarılı oldu? Çünkü duanın gücüyle ayakta durdu. Milli Takım neden tur atladı? Çünkü namazın kerameti var da o yüzden. Aslında futbolcular ve teknik adamlarımızın yerine sahaya imamlardan oluşan, tarikat ve cemaatlerin seçtiği bir kadroyu sürseydik bu durumda olup, sevincimizi son dakikaya hapseder miydik? Etmezdik. Cuma namazının [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="http://tuncayozkan.com/duanin-gucu-namazin-kerameti-ve-milli-takim/">Duanın gücü, namazın kerameti ve Milli Takım</a> appeared first on <a href="http://tuncayozkan.com">A.Tuncay Özkan</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>14 Haziran 2002</em><br />
Milli Futbol Takımımız Çin karşısında neden başarılı oldu? Çünkü duanın gücüyle ayakta durdu. Milli Takım neden tur atladı? Çünkü namazın kerameti var da o yüzden. Aslında futbolcular ve teknik adamlarımızın yerine sahaya imamlardan oluşan, tarikat ve cemaatlerin seçtiği bir kadroyu sürseydik bu durumda olup, sevincimizi son dakikaya hapseder miydik? Etmezdik. Cuma namazının etkisi, Seul’den getirilen imamın yetkisi, ibadette sınır tanımayan oyuncularımızın topa gösterecekleri sert tepkileriyle bizim bu işi ta başından halletme şansımız vardı. Bundan sonra da var.<br />
Futbolun kurallarını bırakıp işi zikre, duaya, namaza, niyaza bağlayalım. Namaz kılanlarla kılmayanları karşı karşıya getirelim, takımın içinde ikilik çıkartalım, dünya şampiyonu oluruz. Brezilya’ya yenildik dua ve ibadet eksikliğinden. Sonrakiler de öyle.<br />
Ben bu yukarıdaki kafayı eleştirip, takımdaki yanlışlığı yazınca, bir grup tarafından bombardımana tutuldum, &#8220;vay dinsiz, imansız&#8221; diye. Allah’a şükür dinim de var, imanımda. Ama aklım da var. Üstelik neler olup bittiğini görecek gözlerim de.<br />
Tarikat hastalığı futbolda<br />
Türk Milli Takımı’nın içinde, Türk sporunun içinde var olan bir hastalık nüksetmiş durumda. Çünkü yöneticiler futbolcuların oluşturduğu bu gruplaşmaya teslim oluyorlar. Ben geçen günkü yazımda bu hastalığın adını koydum. Bu hastalık tarikat işiyle profesyonelliği birbirine karıştıran, iş yapmakla dua etmeyi aynı sayan, hatta dua etmeyi, namaz kılmayı işini yapabilirlikten önde tutan bir durum.<br />
Bunun İslam diniyle ne alakası var? Gol atmakla, atamamakla, takımı sahaya yanlış sürmekle, oyun içinde gerekli değişiklikleri yapıp yapmamakla, duanın, namazın ilişkisi ne? Bugüne kadar dua eksikliğimiz yüzünden mi bu kupalarda başarılı olamadık? Brezilya’ya neden yenildik? Dün Brezilya neden yendi? Biz Çin karşısında neden gol bulduk?<br />
Bunların profesyonellikle alakası var. Bunları dinle bağdaştırmak ilkelliği kadar kötü ne olabilir? Milli Takım kampında bu ilkelliğin horlatılmasına izin verilmemelidir. Şenol Güneş şimdi Türk basını bu konuyu ele almışken, oyuncular arasında böyle tartışmaların olmasına, yaşam ve inanç biçimlerinin oyunu etkilemesine rıza göstermemelidir.<br />
Din ve vicdan özgürlüğü<br />
Afrikalı seyirciler ve oyuncular kendi gelenekleri ve inançları doğrultusunda büyü yapıyorlar. Hıristiyanlar haç çıkarıyor. Müslümanların dua etmelerine kim karşı çıkabilir? Takımların çoğunda hem İslam olanlar hem de Hıristiyanlar yan yana top koşturuyor. Kimsenin kimseye bir baskısı yok. Bizde niye olsun? Din ve vicdan özgürlüğü olmadan olabilir mi?<br />
Milli Takım’da bildiğim kadarıyla dinsiz kimse yok Allah’a şükür. Olsa kime ne? Kimse oyuncularımıza niye namaz kıldın, niye dua ettin demiyor. Kimin bir başkasının dinine, inancına karşıma hakkı var? Hıristiyan bir Türk vatandaşının Milli Takımda futbol oynaması yasak mı? İbadet için imam isteniyor imam, zikir derseniz o da var, odalarda. Daha ne isteniyor?<br />
Neden bu duruma katılmayanlara karşı tutum alıyorlar? Niye ibadeti abartıyorlar? İbadeti oyunculuklarının önüne koyuyorlar. Sonra oluşturdukları grup içinde var olmayanları, kendileri gibi düşünmeyenleri karşılarına alıyorlar. Onlarla ilgili kulisler yapıyorlar. Takımın patronu olma yarışına giriyorlar.<br />
Motivasyon ayrı, iş ayrı<br />
Türk Milli Futbol Takımı, bundan öncekilerde de olduğu gibi elbette dua eden oyuncularıyla psikolojisini ayakta tutmanın, oyuncuları inanç olarak güçlendirmenin yollarını duayla, namazla da sağlamak isteyebilir. Ama bunu abartarak yapanlara takımı teslim etmemelidir. Şenol Güneş bu ülkenin öğretmen eğitimi alan, eğitimcilerinden biridir. Eğitimine uygun davranmalıdır.<br />
Çin maçı öncesinde ve sonrasında takıma ve sonuçlara ilişkin inançsızlıklarını deklare eden iki kişi var. Biri Şenol Güneş diğeri Hakan Şükür. Bu ikili aslında bu takımın düğümü. Bunlar takım üzerindeki etkilerini, gelen eleştiriler ve gözledikleri doğrular noktasında derhal ortaya koymalılar.<br />
Brezilya örnek olmalı<br />
Türk Milli Takımı Brezilya’nın profesyonelliğine bakıp neyi, nasıl yapmak gerektiği noktasında dersler çıkartmalı.<br />
Türkiye’nin kendisiyle kavgayı bırakması için takımda oluşan bu gruplaşmanın derhal dağıtılması lazım. Sahadan kimin çıkacağı, kimin alınacağı konusunda Şenol Güneş ve teknik ekip etkin kılınmalı. Saha ortasından Şenol Güneş’e şunu çıkart, bunu al diye bağıran oyuncuların etkinliği kırılmalı. Edilen dualarla elde edilen başarı yı karıştıran Hakan Şükür, takım içinde Şenol Güneş’in otoritesini benimsemeli. Onunla çatışmamalı. Başarısızlık olursa sorumluluğu ben üzerime almasını bilirim diye Çin maçı sonrasında konuşan Güneş, görevinin bu takımı başarılı yapmak olduğunu unutmamalı. Başarılı olması için her şey kendisine sunuldu. Bunu hatalara kurban etmemeli.<br />
Herkes başarı istiyor<br />
Herkes Milli Takım’ı ve Güneş’i birincilik kürsüsünde görmek istiyor. Güneş bunu istiyorsa, gereğini yapmalı. Teslim olmamalı.<br />
Kafile döndüğünde başarılı olunsun olunmasın orada yaşananlar zaten tartışılacak. Tartışmanın düzeyini başarının düzeyi de tayin eder. Ama orada yaşanan gerçekleri değiştirmeye hiçbir şeyin gücü yetmez. Ve onlar tartışılacaktır doğal olarak.<br />
Hiçbir mazeret başarının yerini tutamaz, derler. Bu söz doğru değildir. Başarıyı veya başarısızlığı nasıl, niye elde ettiğiniz çok önemlidir. Bazen zaferler kazınıldığında utanç bile verir. Kötülük tohumu eker. Bazen yenilgilerden geleceğin zaferleri doğar. Yenilgiler insanın başını taçlandırır. Yeter ki ayaklar altında kalmayın.<br />
Türk Milli Takımı umuyorum ki hatalarını ve hatalılarını sindirip, başarılı olanlarla yoluna devam eder. Safsatadan, akıl dışılıktan uzak önünde açılan yeni koridorda canla başla başarıya koşar. Onu elbette dualarımızla destekleyeceğiz. Ama dualarımızın yetmeyeceğini bu takımdaki bazı kafaların çok iyi anlaması gerekiyor.</p>
<p>The post <a href="http://tuncayozkan.com/duanin-gucu-namazin-kerameti-ve-milli-takim/">Duanın gücü, namazın kerameti ve Milli Takım</a> appeared first on <a href="http://tuncayozkan.com">A.Tuncay Özkan</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://tuncayozkan.com/duanin-gucu-namazin-kerameti-ve-milli-takim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
